Süleyman Demirel'in "İçi-dışı" yazı serisi Milliyet'te yayınlandıktan sonra kılavuzlar çoğaldı. "Köy görününce yol gösterenler çok olur" der görmüş geçirmiş, çile çekmiş Anadolu'lu... Çeşit çeşit boydandılar, çeşit çeşit soydandılar, banker kapısında alacaklılar gibi!.. Kimi, sadece kendine ait bir istasyonda, kendine ait bir treni kaçırmış gibiydi. "Neden zamanında istasyonda yoktunuz" demedim! - Biz isteseydik... Kimi, ahret mahkemesi savcısı gibi, çıkışma hakkını kendisinde buldu: - Tabii her şeyi açıklamadınız... Neden açıklamadınız?. Zordu değil mi? "seni korkak seni" demeye getiriyorlardı. Bir biyografinin hata sevap cetveli olmadığını anlatmaya yeltenmedim. Kimi, "pöf" dedi. "Pöf, içinde yeter derecede politika yok".. Bir kitabın yayınından sonra doğurduğu tepkiler hakkında yazı serisi hazırlamak isterdim. Konu acı mizahı fena halde sıyırır geçer…