Nasya, çocuk yaşta Milos'tan koparıldığında bütün hayallerine veda eder. Kaderi, ona hizmetçi olacağını fısıldasa da, o asi bir denizkızıdır.
Nasya, cennet gibi gördüğü Osmanlı Sarayı'nda kraliçe olmaya ant içer. Zekâsı ve insanı büyüleyen güzelliğiyle entrikalara, hiç uyumayan düşmanlara, sinsice kol gezen ölüme ve ihanetlere meydan okur.
Sonunda, uğruna gençliğini, çocuklarını, vicdanını ve umutlarını feda ettiği taht, ona sadık kalmaz. Ancak Mahpeyker Kösem Sultan olarak, Osmanlı'nın yolunu çizen ve tarihi yazan kişi olur.